© 2023 by Odam Lviran. Wix.com

TANIDIĞIM KADARIYLA ERDİL

Onu ilk hatırladığım zamanlarda bebekti daha. Konuşamıyordu, sürekli ağlıyordu ve altına sıçıyordu. Küçük, iğrenç ve zararlı bir yaratıktı.

 

Fakat onu sevmek zorundaydım. Çünkü seçme şansım yoktu. Onla beraber gelmiştik bu dünyaya, onla beraber gidecektik. Anaokuluna giderken öğretmeni ona kağıt ve boya kalemleri vermişti. İlk çizgilerini o zaman gördüm. Fena değildi çizdikleri. Diğer çocuklar gibi çizmiyordu. Evleri, arabaları, böcekleri değil, rüyalarını ve hiçbir zaman anlamadığım garip şekilleri karalıyordu kağıtlarına.

 

Sonra ilkokula başladı. O kadar yaramazdı ki, belki uslanır diye her sene sınıf başkanı seçildi.  Annesi onu gece onikilere kadar eve sokamazdı. Hep sokaklardaydı ama derslerini de ihmal etmezdi. Başarılı bir öğrenciydi. Resim yapmaya devam etti ilkokul boyunca. Bazı öğretmenleri onun çizdiği resimleri babası çiziyor zannediyordu. Bu yüzden ara sıra azar işitmişti.

 

Yakın bir arkadaşı vardı. Kuzeni Varol. Sürekli onunla oynardı çocukken. Sonra bir ara Varol karikatür çizmeye başladı. Bütün aile karikatür çiziyor diye Varol'u daha çok seviyordu. Veya o öyle zannetti. Bu kıskançlık yüzünden o da karikatüre başladı. 9 Yaşındaydı. Bir iki sene sonra yarışmalara katıldı. Bir sürü ödül aldı. Bu tarafta iyi olmasına rağmen, dersleri kötü gidiyordu. Neyse ki iyi yürekli anne ve babası ona hiç kızmıyordu. Hep yanındaydılar.

Liseyi bitirdiği zaman karikatürlerini koltuğunun altına aldı ve Limon Mizah Dergisi'ne gitti. Her hafta onlarca karikatür götürüyordu dergiye. Fakat ya bir ya da iki tanesi yayımlanıyordu. Bazen de hiç yayımlanmıyordu. Çok çalışıyordu ama mutluydu. Limon dergisinde köşe sahibi olmak istiyordu. Bir sene kadar uğraştı ve sonunda isteğine ulaştı. Derginin en genç çizerlerinden biriydi ve yaptığı işleri o zamanlar çok beğeniyordu. Şimdi soracak olursanız, aslında çok kötü işlerdi. Esprileri basit, çizgileri kötüydü. Sonra zamanla düzeltti işlerini. Şu sıralar fena çizmiyor diyebilirim ama hala yeterli değil.

 

Dergiye girdikten bir süre sonra televizyon için çalışmaya başladı. Plastip Show adını verdikleri kukla programını yapıyorlardı. Sonra bu işten ayrıldı ve yakın arkadaşları ile birlikte Mr. Veb Yaratım Ekibi'ni kurdu. Bir sürü talk show, dizi ve eğlence programları hazırladılar. Tiyatro oyunu, sinema filmi, stand-up yazdılar.

 

Bir yandan da okula gidiyordu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde heykel dersleri alıyordu. Okula birincilikle girmişti ama sonuncu çıktı. 13 Sene sonra, bölümünden en son o mezun oldu.

 

Bu arada Limon Dergisi'nin adı değişti, Leman oldu. Dergiye girdiğinden bu yana sekiz sene geçmişti. Komikaze köşesinin yanına Marlon karakterini de eklemişti.

2002 yılının sonuna doğru arkadaşlarıyla Penguen Dergisi'ni kurdu. Yıllarca hem editörlüğünü yaptı, hem de Komikaze köşesini çizmeye devam etti. Arada Komikaze.net'i de yayınladı. Film de yaptı. Ortak yapımcı olarak. Kötü Kedi Şerafettin. Bir de dünyanın en büyük karikatürünü çizdi. 12 bin küsür metrekareye. Guinness Rekorlar kitabına girdi. Bu süre içerisinde Komikaze serisinin kitaplarını da yayınladı. 20 tane falan.

Şimdilerde ise ülkenin ilk çocuk mizah dergisi olan Süper Penguen'i yayınlıyor. Oraya öyküler, karikatürler çiziyor. Ayrıca heykeller, tasarımlar yapıyor ve kendi kendine eğleniyor.

 

Sürekli sinemaya gidiyor. Hayatta hiçbir zaman işine yaramayacak olan bilgileri öğreniyor. Bunun için saatlerce nette geziyor, okuyor. Bir ayının kış uykusunda yarı yarıya kilo kaybettiğini bilmek onu sevindiriyor.

 

Resim yapıyor. Büyük tuvallerle oynarken onu ana okulunda daha yeni tanıdığım yılları hatırlıyorum. Resimleri hala o çocuk resimleri. Aynı renkler, aynı çizgiler. Mutlu, her zaman mutlu. Derdi yok değil. Herkesin derdi var. Ama o bu dertlerin bir süre sonra bitebileceğini hatırlayabiliyor. Hayatın sıkıntılarının kendisini üzmesine izin vermiyor.

Hayatı boyunca hiç çalışmadı. Çünkü hep sevdiği şeyleri yaptı. Kendisine ne iş yapıyorsun diye soranlara, işsizim diye cevap verdi.

Bu hayata beraber geldiğimiz için ve onunla beraber gideceğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. Çünkü o iyi birisi. En azından bana karşı iyi. Benim kadar tanısanız, siz de onu seversiniz. 

 

Erdil Yaşaroğlu