Basket

Dosyalanma Yeri: Genel Yazılar |

can ve erdil36 yaşındayım… En yakın arkadaşlarımdan biri olan Can‘da 48 yaşında…
Yaklaşık 10 senedir basket oynamadık… Geçen gaza geldik “evin yanında saha var olum. Bi top alıp oynayalım” diye… Top aldık. Oynamaya gittik… Biriki top attık, nefes nefese kaldık. Sonra maç yapalım dedik… Tam saha, birebir… 2′de biter… Maç 1-1 giderken yeni kural koyduk. Koşmak yasak… Maç bittiğinde 15 dakka yığıldık bi yere ve kendimize gelince yandaki mantıcıya gittik hemen.
Kim mi kazandı? Ne önemi var? Maç diil ki bu, rezillik :)


Bu Yazıyı Paylaşın

Yorumlar

İsim

Email

İnternet sitesi

Düşünceni yaz

52 Yorum var

  1. rozerin Nisan 12, 2008 12:32

    ahanda yeni yazı walla da.ve ben de bu yazıya ilk yorumu yapma şerefine nayil oldum.hayırlı olsun tüm bloğa.güle güle yazın yorumları…

  2. atasagun Nisan 12, 2008 13:38

    Bence mantıcı kazanmıştır :)

  3. Güneş Erdoğan Nisan 12, 2008 15:31

    Azimle basket oynayan mantıcıya gider:-)Süpermiş:-)Bu arada resim de harikulade…

  4. Tijs_ Nisan 12, 2008 16:56

    üstteki lale bukadar yalaka olma g.t ..

    öhm öhm

    afiyet olsun abi.

  5. derya Nisan 12, 2008 17:15

    Afiyet olsun size. Maçın sonucunu söylemediğine göre senin kaybetmiş olma ihtimalin var galiba:)))

  6. Alper Dağlı Nisan 12, 2008 17:50

    Afiyet olsun abicim. Ama yine de benden iyi oynuyorsunuzdur :D

  7. aylak abaküs Nisan 12, 2008 20:52

    Mantı severler kazanmış. :)
    (Sanki)

  8. İsmini vermek istemeyen izleyici! Nisan 12, 2008 22:16

    “Erdil bizi mantıcıya gönder”

    3009′a mesaj atın mantıcıya gitmeyen çocuk kalmasın.Haydi Türkiye….

    “Erdil bizi mantıcıya gönder”

  9. Güneş Erdoğan Nisan 12, 2008 22:47

    Bilgi alasım geldi: Aldım bu defa da paylaşasım geldi:-)

    Basketbol’ un İcadı:

    Her işin bir mütehassısı vardır derler ya, Dr. James Naismith de cümle alemde basketbol hadisesinin profesörü olarak bilinir. 1861’de Kanada’da doğan bu ulvi kişi, sepet topu oyununun mucididir.

    1891 yılında Massachusetts eyaletine sökün ederek Springfield şehrindeki bir okulda mesaiye başlayan basketbolün babası Naismith, kış mevsimi boyunca dondurucu soğukların yaşandığı bu bölgede, afacan öğrencilerin yapacak bir şey bulamamaktan canlarının sıkıldığını fark etmiş. Düşünmüş, taşınmış; kapalı ve küçümen alanlarda da oynanabilen, ayrıca besili külhanbeylerinin zayıfları ezemediği, dayanıklılığın yanında kabiliyetin ve tekniğin de ön plana çıktığı bir aktivite tasarlamış.

    İşte bu düşüncelerle yola çıkarak fantastik sepettopu oyununu yaratmış. Kullandığı ilk malzemeler; bir futbol topu ile kale vazifesi gören ve kelle seviyesine asılan iki adet şeftali sepetiymiş. Amacını “topu sahanın herhangi bir yerinden fırlatıp, rakibin kalesine sokmak” olarak tanımladığı müsabakada, Doktor James uyulması gereken 13 adet kural saptamış. Bakın bir asır önce adamlar basketbolün kök sporunu nasıl oynuyorlarmış:
    1. Tek veya iki el kullanılarak, top istenilen yöne fırlatılabilir.
    2. Top, tek veya iki elle, yumruk atmamak kaydıyla, istenilen istikamete doğru iteklenebilir, tokatlanabilir.
    3. Oyuncu topla birlikte koşamaz. Eleman topu, mutlaka yakaladığı noktadan savurmalıdır. Topu tutma anında tatminkar bir süratte koşan oyuncuya, sabit kalma konusunda azıcık iltimas geçilebilir. 4. Top, avuç içinde veya ellerin arasında tutulmalıdır. Topu kavramak için kollar veya gövde kullanılamaz.
    5. Rakibi tutmak, itmek veya çelme takmak, omuz atmak, kasıtlı çarpmak kesinlikle yasaktır. Bu kuralın ihlali durumunda, eylemi yapan hoyrat oyuncuya faul verilir. Sporcu aynı maçta ikinci kez faul yaparsa, yeni sayı atılana kadar oyundan diskalifiye edilir. Eğer suç kasıtlı işlenmişse, eleman kırmızı kart muamelesi görerek, oyundan atılır ve oyuncu değişikliğine izin verilmez.
    6. Topa yumruk çakıldığı anda oyuncu faul yapmış sayılır ve cezasını çeker.
    7. Aynı takım arka arkaya üç kez faul yaparsa fena olur ve rakip tarafın hanesine bir sayı yazılır.
    8. Sayı yapabilmek için topun kaktırılarak veya fırlatılarak sepetin içine atılması ve orada kalması gereklidir. Savunma yapan oyuncuların sepete temas etmeleri veya kımıldatmaları yasaktır. Eğer top sepetin kenarında, köşesinde seğirtirken savunma elemanı küfeyi sarsarsa, karşı taraf sayı kazanır.
    9. Top oyun alanı dışına kaçtığında, ona dokunan ilk oyuncu tarafından tekrar oyuna sokulur. Tartışmalı pozisyonlarda ise hakem devreye girerek, topu sahaya şahsen gönderir. Top, oyuna beş saniye içinde sokulmalıdır. Bu süre aşıldığı takdirde, top rakip takıma geçer. Topu oyuna gecikmeli sokmayı adet edinmiş muzır oyuncular, hakem tarafından faul verilerek cezalandırılır.
    10. Baş Hakemin görevi,oyuncuların hareketlerini yargılayarak, faulleri tutmak ve ardı sıra üç faul yapan takımı yardımcı hakeme gammazlamaktır. Ayrıca beşinci madde uyarınca sporcuları diskalifiye etme yetkisine de sahiptir.
    11. Yardımcı hakem ise topu izler, oyun sahası içinde topla ilgili eylemler üzerine ahkam keser ve zamanı tutar. Takımların attıkları sayıların geçerliliğine karar vererek bunları çetelesine kaydeder.
    12. On beşer dakikalık iki periyottan oluşan mücadelede, beş dakikalık devre arası verilir.
    13. İkici periyot sonunda sayıca üstün bulunan taraf, maçın galibi olarak ilan edilir.

    Alıntı efenim ama gayette alma hakkım var çünkü bilgiyi seviyom:-)

  10. Begüm Nisan 13, 2008 09:27

    sizinle basketbol oynayanlarda mı mantı seviyodu?? :)rezilliği severim kimin rezil olduğu önemli değildir :)

  11. hakaN Nisan 13, 2008 14:13

    ÖN£ML! OLaN KATILMAKTI…

  12. hakaN Nisan 13, 2008 14:13

    FOTO GÜZEL ÇIKMIŞ…

  13. ziçanadam Nisan 13, 2008 15:53

    koşmadan oynama işi güzelmiş bak.

  14. wolkanca Nisan 14, 2008 08:33

    (: siz şimdi mantıları da çiğnemeden yemişsinizdir :D

    sevgi saygıı erdil abi.

  15. Marlon Monroe Nisan 14, 2008 08:42

    Biri 36 yaşında,diğeri 48 yaşında olan adam basketbol oynarsa olacağı budur …

  16. lüle Nisan 14, 2008 09:46

    hoooooop mantılar mideyeee baskeeeet :)

    on yıl sonrada oturarak maç yapmanızı helecanla bekliyoruz efenim :D

  17. canan Nisan 14, 2008 16:42

    moruklar siziii :))

  18. çikitamuz Nisan 14, 2008 19:10

    heheh ihtiyarlar oturun oturduğunuz yerde :D

  19. Marlon Monroe Nisan 15, 2008 08:58

    EDİ ile BÜDÜ he he

  20. Lizard King Nisan 15, 2008 21:31

    Bir nasihat bin musubetten iyiymiş derler. Bende yeni taşındığımız evin yanındaki basket sahasını gördüğümden beri basket oynama planları yapmaktayım. Eşim 9 aylık kızımızla parkta gezinirken bende ufaktan ufağa oynamayı planlıyorum. Sigarayı 15 ay önce bırakmanın ve göbeği büyütmenin dezavantajları ve sürünerek oynayacağımı bilsemde denemeden bırakmıycam.

  21. ceycey Nisan 15, 2008 22:09

    hep ööle olmuyo erdil yavrim :)tenis maçı izlios tv’de ama kalkıp bi oynamıos ama yorumları bi duysan… 40 yıllar tenis hocası :)) en iyisi mantı götürr ;)

  22. Alpero Nisan 15, 2008 22:29

    Bende severim basketi :)

    ama ağır spordan sonra mantı daha bi ağır yapmıştır seni :D

  23. Cevval Portakal Nisan 16, 2008 01:11

    Aynısını ben de bir arkadaşımla geçenlerde denedim. Şansımıza orada oynayan çocuklar aralarına kattılar bizi. Fasulye olduk. Paylaştırdılar ikimizi takımlara, amele seçer gibi bir süzdüler önce, ondan sonra “uzun saçlı abi bizden olsun” diye seçtiler.
    Pire gibiler vallahi, iflahım kesildi. Yorgunluktan boğulur gibi öksürünce çocuklar maçı bırakıp etrafıma toplandı, garipler o sahada henüz öyle bir sahne ile karşılaşmamışlar tabi, paniklediler.
    Mantı da iyiymiş yalnız, spor üzerine içilen sigara kadar etkili bir şey daha var ise o da mantıdır kanımca.

  24. 1nisan Nisan 16, 2008 22:40

    Hacivatla karagöz gibisiniz….

  25. rozerin Nisan 16, 2008 23:26

    o kadar çok şeyi görmezden geliyoruz ki sonunda kendimiz görünmez oluyoruz.onlar(!!!???)da mutlu oluyor buna.tepkisizleşmek bazı şeyleri kabul etmektir.çelişik durumlar yaşanırken ve biz de bunları görmezden gelirken öyle şeyler dönüyor ki….
    şöyle bir silkinin yaw bir kendinize gelin.ne oluyor deyin,herşeye evet demeyi bırakın ya,iradenizi konuşturun.var olun,kalabalıklar içinde toplum mantığını yaşayarak susmayın.buyrun söz sizde….

  26. lesterpolfus Nisan 16, 2008 23:41

    erdil abi sen raat ol istediğini ye. çünkü öyle dediğin gibi şişman değilsin ki. boyun da uzun olduğu için gayet yapılı bi adamsın maşallah. bi de karizma zaten=)gelicem istanbul’a ben. dergi olarak değilde sadece sizi ziyaret edicem. bi yılı geçebilir ama olacak:D

  27. lesterpolfus Nisan 16, 2008 23:42

    şimdi farkettim az önce yazdığım yorumdan eşcinselmişim gibi bi anlam çıkabiliyor, çıkarmayın hehehe:D (diilim çünkü sadece beğenyorum erdil abiyi o kadar)

  28. sefa Nisan 17, 2008 21:13

    niye rezillik olsun la ne güzel olnamısınız işte…

  29. oqtr Nisan 17, 2008 23:48

    Afiyet olsun.

  30. pngenfan Nisan 19, 2008 23:06

    koşmadan:D bende deniycem elbet bir gün 36 ıma gelince

  31. barış Nisan 20, 2008 12:42

    kıskandım bak şimdi

  32. wykka Nisan 21, 2008 13:33

    bu sabah okula girerken bitakım genç insanların basketbol oynadığını görüp aynı bu şekil heyecan yaptım ben de. en son 10 + yıl önce oynadığımı hatırlayıp düşündüm: “acaba aynı gazla oynayabilir miyim? potayı tutturabiliyo muyum hala?” felan diye. sanırım cevabı aldım ben bu yazıyla. efendice oturiim yazı mazı yaziim. mantıyı ayrıca yerim.

  33. KeLeBeK Nisan 21, 2008 22:07

    erdil bu ne hal
    hadi yanındakini geçtik
    yanaklar tombul tombul
    oy tombulum tombulum:):)

  34. meturhan Nisan 22, 2008 01:12

    en azından denemişsiniz.ağzınızın payını almışınız..

  35. Geyik Mühendisi Nisan 22, 2008 01:15

    İki maç daha yapın kendinize gelirsiniz…

  36. wizard of oz Nisan 22, 2008 16:30

    Aşağı yukarı aynı kuşağa ait her arkadaş yada genç akraba ikilisinin sendromudur basketbol hasreti, 40 derecelik sıcağa uyanılan yaz günlerinde sabah dokuz akşam dokuz delirmişcesine basket maçları paralelinde yaşanan atletik zamanlar vardır..yaz tatili sessizliğindeki semt lisesi potalarıdır Medison Square potaları gençlikte..enerji için tek ihtiyaç yemek değil, civardaki bir çeşmenin buza çalan suyudur..oklavanın yufka haline getirilmiş hamur üzerinde çıkarttığı düz zemin hışırtısı eşliğinde minik hamur parçalarının içine bırakılan turnike kıymalar ise sonraki on onbeş yılda önüne geçilemeyecek bir buda göbeğinin habercisidir..basket bu noktada bahanedir..önemli olan maç sonrası gidilecek o karbonhidrat evidir.

  37. Cilek Nisan 23, 2008 10:40

    :) çok güldüm okurken. kendinize dair analizleriniz de mükemmel :) ayrıca 10 yıl sonra bi top alıp sahaya gitmenize ve koşmanın ‘yasak’ olmasına da hakkaten bayıldım:) yazının bana uygun kısmıysa mantıcıydı:)!
    sevgiler:)

  38. Alper Kemal Özkorkmaz Nisan 23, 2008 11:06

    Koşmak Yasak…! Ama Mantıcıya Koşmak Yasak Değildir Heraldee :D :D:D

  39. Anonim Nisan 24, 2008 21:18

    yeni yeni yeniiii yazı istiyozzzzzzzzzzzzzzz

  40. polly Nisan 25, 2008 08:56

    amannn tanrıımm sizin de mi sahanız varr ahandaa sizi suç üstü faka bastım niye evin yanındaki saha nie futbol deil de basket nie pizzacı deilde mantıııccııı nie yere yıgıldınız nie terinizi silmedinizz nieee niee niee bunu bizee niee yaptınız errdill ve can ve üstüne üstlükk bir de o yuvarlakımsı yapı(top)yla fotoo haa..vay anasını bee..

  41. Tijs_ Nisan 28, 2008 23:43

    (((ERDİL BLOG YAZMIYO)))

  42. arda Mayıs 4, 2008 11:37

    en güzel rezillik =))

  43. pıanr Mayıs 5, 2008 19:15

    bencede i maçla kalmamalı devam etmeli erdilcim aylawyu

  44. nightmare Mayıs 8, 2008 15:36

    bence en fazla skoru mantıcı kazanmıştır.

  45. deniz Haziran 19, 2008 13:50

    hadi hadi erdil abi sen kazanamamışsın belli:P

  46. isimsiz Temmuz 3, 2008 00:55

    Afiyet olsun ikinizede. Insallah dostlugunuz hic bozulmaz

  47. Müzik Temmuz 9, 2008 04:13

    benimde böyle bir maceram var :)
    bende soluğu lokantada almıştım :D

  48. selçuk Ağustos 21, 2008 13:59

    sadeçeaşkbeklemez

  49. selçuk Ağustos 21, 2008 14:00

    bilmiyorum

  50. selçuk Ağustos 21, 2008 14:01

    selçukarkadaşlarınıseviyor

  51. selçuk Ağustos 21, 2008 14:02

    geçegazadelik

  52. mcan Eylül 2, 2008 16:07

    dostluk kazanmış erdil abi…