Motoron dergisi için bi motositlet testi yaptım. Onun yazısıdır aşadaki… 

GEREKİRSE TEST DE YAPARIM

fatbob11.jpgMotor kıyafetleri ile taksiye binmek çok bitik bir duygu. Ama Harley Davidson’un Fat Bob’unu test etmek için Efsane Motor’a gidiyosan, durum biraz kurtarıyo… Bir karikatürist olarak motosiklet testi yapmamıştım ama gerekirse yaparım…

Alper Atik karşıladı beni. İlk defa gördüğüm ama tanıdık bir yüz… Allahtan oraya varmadan Motoron abileri söylemişti, Ayşegül ve Ali Atik’in çocuğu diye… Tanımadan adamı sempatik geldi… Çocukluğumdan, TRT yıllarından kalan bir arkadaş gibi… Garip… Yazının devamı

İlk defa reklamda oynadım. Aslında ilk diil yav. Bi kere de bi meyvesuyu reklamında oynamıştım yıllar önce. Polis rolünde… Ama orda kim oduum hiç belli diildi. Şapka gözlük falan vardı. Yönetmen arkadaşım rica ettiydi, eğlencesine de ben de kabul ettiydim… Yazının devamı

Bebek‘te yürüyom, yirmili yaşlarda bi çocuk durdurdu.

Erdil abi beni tanıdın mı? ben Murat Dedi.

Suratına tanımadım tanımadım baktığımı görünce,

Ben Facebook’tan arkadaşın Murat dedi.

Ben de,
Haaa, o yüzden tanıyamadım dedim…

Ne biçim bi dünyada yaşıyoz yav :)

Dün bir reklam ajansından aradı bi abla. Bir reklam kampanyası yapmayı düşündüklerini ve benimle çalışmak istediklerini söyledi. 5 Adet karikatürlük bir basın kampanyası olacakmış. 1 sene boyunca kullanacağız karikatürlerinizi dedi ve ekledi:
-Detayları mail olarak atacağım. Okuyup, bana olumlu ya da olumsuz geri dönebilir misiniz?

Tamam dedim ben de. Mail attı:
-Erdil Bey, Bir reklam kampanyamız olacak. 5 karikatürlük bir reklam kampanyası. Basında yer alacak. 1 sene boyunca kullanacağız…

Buyur…

sarah.jpgDün akşam yemekte Ümit dedi ki: 

Sarah Jessica Parker‘i gördüm geçen gün. Asmalımescit’teki Refik Meyhanesi‘nde yemek yiyodu… Üstelik bi kişi bile rahatsız etmedi kadını. Pek bi mutluydu…”

O an aklıma

“Ay aslaaa Beyoğlu‘na gitmeeeem. İğreeeenç… Rakçılar, tinerciler felaaan”

diyen Etiler, Bebek ve Nişantaşı‘nın Sex And The City ezbercanı kızları aklıma geldi… 

Hehehehehe…. Hehehehehe hehe…

Arkadaşlarım eskiye oranla daha neşesiz olduğumu söylüyolar.
Oysaki ben hala çok eğleniyorum bu hayatta.

Neden böyle düşündüklerini anlamaya çalışırken şunu keşfettim:

Yazının devamı

Biz Türkler çok çevreciyiz. Bizim çevre için mesaja falan ihtiyacımız yok.

Elektriğe zam yapılır, herkes tasarruflu ampul almaya koşar.
Benzine zam yaplır, toplu taşıma araçları kullanırız.
Suyun fiyatı artar, hemen ardından tasarruf kampanyaları yaparız.
Uluslararası baskılardan bunalıp, yumurta kapıya dayanınca Kyoto anlaşmasını imzalarız.
Pirinç bulamayınca, sıcaktan bunalınca, tarlalar kuruyunca küresel ısınmayı hatırlarız.

Süper çevreciyiz… Madalya verin bize, organik olsun

Erkek çocuuyum ya, seviyorum kamp malzemeleri satan, çakı bıçak, fener satan dükkanları… Dün İzmir’de Hisarönü’nde girdim böyle bir dükkana. Kafamda da Indiana Jones şapkası var.

Adımımı attığım anda yaşlı dükkan sahibi selam sabah demeden:

-Bak bizdeki şapkalar ne güzel, seninki at zikine konmuş kelebek gibi duruyor kafanda dedi…

Herife doğru tam bir uçan tekme atacaktım ki, orasının bıçak, silah satan bir dükkan olduğu aklıma geldi.

İçimden 10’a kadar saydım.

2 sene aradan sonra, yeni kitabım çıktı. Kirli DünyaKomikaze serisinin 12. kitabı.Yeni kitap çıkınca, eskilerine de şöyle bi göz gezdiriyon. Kıyaslama babında…Sanırım en iyi kitap bu oldu. Olgunluk dönemi karikatürleri :P

Biraz ilgiliysen kitaplar arasındaki çizgi ve espri farkını hemen anlıyon. İlk kitap daha naif, çocuksu ve duygusal esprilerle dolu. Hatta arada ağlatanlar bile var. Büyüdükçe, esprilerde büyüyo. Çizgi değişiyo. 12 kitap da birbirinden farklı. Farklı olmazsa korkarım… O zaman yerinde duruyosun demektir ve bu çok kötü bişey.

Neyse, Komikaze 12 Kirli Dünya güzel bi kitap oldu. Ben mutluyum. Bundan sonraki daha komik olur umarım…

komikaze12-ilan.jpg

Doğan Kitap bu ilanı hazırlamış kitabın tanıtımı için. Efsane lafından kıllandım bitek… Hakan Peker aklıma geliyo efsane diyince :)

Ninja

Kategorisi: Genel Yazılar | 78 Yorum

ninjaBizim kapıcı ninja

Sabahları 8:30 gibi gazete getirir kapıya koyar… Hiç görmem… Kıllanmaya başladım adamdan…

Bigün onu yakalamaya karar verdim… Kalktım 8 de… Evdeki ses yapan herşeyi kapadım beklemeye başladım. Gazeteyi kapıya bırakırken illa ki bi ses çıkaracak. Ben de kapıyı açıp yakalıycam… Yazının devamı

Taraf Gazetesi‘nin 20 soru diye bi köşesi var.
Dün de orada benim cevaplarımı yayınladılar:

1. En sevdiğiniz kelime nedir?

Eğlenceli.

2. En nefret ettiğiniz kelime nedir?

Olmaz.

3. Sizi ne heyecanlandırır?

Motosiklet.

Yazının devamı

Yeni bi filmi çıktı Art Of Football projesinin. Onu da koyiim dedim… Bi hafta Youtube‘un açılmasını bekledikten sonra Ankara Mahkemeleri galip geldi, ben pes ettim ve Google Video‘ya koymaya karar verdim. Yazının devamı

Telefona bi blutut steryo kulaklık aliim dedim. Müzik dinlerken neşeli oluyo kablosuz falan… Aletten ayrı gezinebiliyon. Telefon gelince de sesi kısıp konuşmana da izin veriyo. Ayrıca bilgisayara da takıp, sıkayp veya onlayn oyunlarda kulaklık mikrofon olarak kullanıyon. Çişe bile gidebiliyon konuşurken… Arkadaşların farkederse kızıyo ama… Yazının devamı

1-1.jpgNike, Art Of Football projesi için 11 ülkeden 11 sanatçı seçti. Türkiye’yi temsilen de ben bu projede yer aldım. Hayatımda ilk defa ülkem adına biyere iş yapıyodum, gerildim…

NE Kİ BU ART OF FOOTBALL?
Art of football, futbolun sanatı demek. Avrupa Kupası için yapılan bi proje bu. 11 sanatçı futbolun sanatını yapıyo ve bunlar Milano‘da sergileniyo. Sonra dünyadaki diğer sanatçılara deniliyo ki, sen de katıl. Katılanlar arasından bir 11 tane daha seçiliyo ve Avrupa Kupası başladıında İsviçre‘nin Basel kentinde 22 işten oluşan esas sergi yapılıyo. Finalinde de sergiye katılanlardan biri seçiliyo ve Nike‘ın limited edition bir ayakkabısının tasarımını yapıyo. Bu da çok eğlenceli bişiy tabii… Yazının devamı

can ve erdil36 yaşındayım… En yakın arkadaşlarımdan biri olan Can‘da 48 yaşında…
Yaklaşık 10 senedir basket oynamadık… Geçen gaza geldik “evin yanında saha var olum. Bi top alıp oynayalım” diye… Top aldık. Oynamaya gittik… Biriki top attık, nefes nefese kaldık. Sonra maç yapalım dedik… Tam saha, birebir… 2′de biter… Maç 1-1 giderken yeni kural koyduk. Koşmak yasak… Maç bittiğinde 15 dakka yığıldık bi yere ve kendimize gelince yandaki mantıcıya gittik hemen.
Kim mi kazandı? Ne önemi var? Maç diil ki bu, rezillik :)


sonraki sayfa »